Nefsim Normalleri

Sıcaklık nefsim normallerinin çok üstünde. Hâkim olamıyorum kendime, hükme bağlanacak bir aşk değil bu. Gözlerde yer yer sağanak yağış bekleniyor. Günün en düşük ve en yüksek ihtimalleri de ölmek mi dersin?

Mutsuzluğu önemsemekten vazgeçip, u dönüşü yapma eylemidir umutsuzluk. Hayatın dönüş yapılmaz tabelaları yalnızca sevgi caddelerinde olmalı, kesilen cezaları önemsemeden, tek bir amaç uğruna yaşamalı..

Çocukken yalnızca annem masal anlatırdı, büyüdüm tüm kadınlar anlatmaya başladı.. Kırmızı başlıklı kız, Rapunzel, külkedisi ve diğerleri, inanın hepsi yaşıyorlar ve kendi ağızlarından anlatıyorlar hikâyelerini. Sonra en vazgeçilmezlerini gömüyorlar kan rengi acıları boşalttıkları şarap dudaklarda. Bu kadar değişken bünyelerde acı bile hak ettiği yası görmüyor. .

Herkes aşktan bahsediyor, yeterince kalbine girmeden içine girme planları yaparken.. hem sevişmek için soyunmalı insan, önce egolarından.. Gözlerini dikmiş bana bakıyordu. “Dikmek yetmez, sulamalısın sevdayı yeşermesi için” dedim. Ağlamaya başladı..

Dış görünüşün anlamsızlığını idrak edene dek onlarca aptalı sokarız hayatımıza. Geç de olsa doğruyu görürüz. Hayatında diş fırçalamaktan daha önemli sorunları olan, filtreyle dans eden dudakların bir getirisi olarak dişleri sararmış, sonbahar gibi sevgililere değer vermeye başlarız. Evet yaprakları dökülmüş, dalları sarkmıştır. Ama her daim kaçıp içine saklanabileceğimiz güvenli kovukları olur.

Bak yine konuşuyorlar, hani hepimiz ölecektik? Kafalarında beyin yerine güvercin pisliği taşıyan insanlar durmadan soru soruyorlar; “Nasılsın, neredesin, ne yapıyorsun, ne düşünüyorsun?”.. Çok kötüyüm, cehennemdeyim, yanıyorum, bu saçma sorularınızın anlamını düşünüyorum.. Şimdi ben sorayım; “ne değişti?”. Ördekgagasına benzeyen dudaklarınızla kibrit bile söndüremezken, beynimdeki cehennemin ateşini söndürmeye gücünüz yeter mi?

Bunalımdaki birine durumu anlatması için sorular sorarsanız öfkelenir. En iyisi susup beklemektir. Zaten ciğerine sığmayıp taştığı anda ağzından dökülecektir kelimeler. Bu durumda sahtekârca teselli etmeye çalışmayın, bayılmış birinin saçları okşanmaz, tokat gibi kelimelerdir bizi ayıltan..

Basitliklere anlam yüklemeyi seviyoruz. Laçkalaştırmadan ilişkileri, susarak anlaşmak güzeldir belki de, uzaktan, susayarak.. Kadınlar, erkekler ve diğerleri.. Bir serseriye deli gibi âşıkken, mantık deyip sersemin tekiyle evlenmeyi seçen insan türüne kadın denir. Erkek ise genellikle o sersemin ta kendisidir. Evet tüm genellemeler yanlış olabilir, kutup ayılarını gördüğümüz halde kışın koyu renk giysiler giymemiz söylendiği gibi..

Ve hayatımızda en çok sevdiğimiz, değer verdiğimiz, ailelerimiz.. bizi neden var ettiniz deyip isyan eden ergen modunu geçeli çok oldu. Tüm saçmalıklarınızın bedelini ödediğimiz için de kızmıyoruz. Bizim için her şeyin en iyisini(!) yapmaya çalışırken ortaya hastalıklı ruhlar çıkardınız. Sanırım hayatınızda becerebildiğiniz tek şey birbirinizsiniz..

İşte bu yüzden sıfırdan başlayacağım hayata. İlk kez makyaj yapıp dışarı çıkan bir kızın engel olunamaz heyecanını hissedeceğim. Yürümeyi, konuşmayı, gülmeyi, her şeyi öğretilen gibi değil, yalnızlığımda öğrendiğim gibi yaşayacağım. Tensel değil tinsel uyumu, bensel değil bizsel yorumu arayacağım. Sabahları erken kalkıp güneşe eşlik edeceğim mesela. Keyifli şarkılar dinleyip, sağlığa kadeh kaldıracağım. Kedilere benzeyen, nerede nasıl bırakırsam yine karşıma çıkan eski sevgililerime iyi davranacağım. Dünyanın tüm sigortalılarına saygı duyacağım. Bayramlarda çocuklara şeker tutacağım, büyüklerin ellerinden, küçüklerin gözlerinden öpeceğim. Huzur yeknesaklıkta!
Dramatik bir son hazırlamak niyetinde değilim. İsteyerek veya istemeyerek kalbini kırdığım herkesin canı cehenneme. Tam da yeni hayat demişken yanımda saçma anıları götürmeye niyetim yok. Sorumluluk dilimim bu günden başlıyor, geçmişimi arayanlar herhangi bir kaybedenin hatıra defterine bakabilir.

Ne kadar önemsedim kendimi bir anda. Yaşamın sırrı bencillik mi acaba? İyi niyet tarlaları nadasa bırakılmış bir coğrafyanın hıyarları gibi ezik büzük bir karakter sundum resmen. Kendimde odun duyuyorum!

Yapmacık hikâyelerden hoşlanmam, bu arabesk şairlerin işidir. Şiirleri ise kedilerin mart ayında duvarları tırmalamalarının edebi(!) karşılığıdır. Ben sadece yazdım, suskunluğumu anlamayanlar için altyazı geçtim. Ve film bitti.. yapımda ve acımda emeği geçen herkese teşekkürler.

Leave a Reply

You must be logged in to post a comment.